|
Başkasının
çocuğu sevilir mi
Nilüfer KAS
Bu hafta,
sanal alemin gücü ile bir araya gelmiş, başlangıçta
tek ortak noktaları anne olmak, kendini anne hissetmek olan bir
grup koca yürekli kadından söz etmek istiyorum.
Belki siz de bir çocuğun yüzüne kocaman
bir gülücük kondurmak isteyebilirsiniz.
Okul açıldıktan beş gün sonra
yaptığımız ilk veli toplantısında,
çocuklarımızın oturduğu küçük sandalyelere
sığmaya çalışırken, yaşları
30’un üzerinde olan veliler olarak, sanki ilkokula biz
başlıyormuş gibi garip bir heyecan içindeydik.
Sınıf öğretmenimiz Hülya hanımın
‘Toplantıya başlamadan önce sizden çok önemli bir
ricam var’ cümlesiyle başlayan sözlerinin arkasından
ne geleceği konusunda hiç birimizin bir fikri yoktu.
Sayısını hatırlayamayacağı kadar çocuk
yetiştiren Hülya hanım, tüm velileri
şaşırtan bir istekte bulundu;
‘Bugüne kadar sadece birer evladınız vardı.
Ancak bugünden sonra 22 evladınız var. Bundan sonra
atacağınız her adımda, söyleyeceğiniz her
sözde 22 çocuğunuz olduğunu hatırlayarak, hareket
edin.’
Bu sözler tüylerimi diken diken etti. O güne kadar çevremdeki,
sokaktaki çocukların hiçbirine bu düşünceyle
yaklaşmadığımı fark ettim. Yere düşen
bir çocuğa (paranoyaklığımdan dolayı) belki
annesinden daha hızlı hamle yapıp müdahale
etmişliğim, ağlayan bir çocuğu şefkatle
sarıp kucaklayışlarım olmuştur. Ama gözümün
nuru, bir tanecik kızım yerine ikinci bir çocuk bile
düşünmezken, 22 çocuk fikri beni gerçekten sarstı ve daha
sorumlu bir anne olarak hayata devam etme konusunda
duygularımı tetikledi.
HEPSİ BİZİM ÇOCUĞUMUZ
Tam ben bunları düşünürken, Ankaralı bir grup
annenin yaptıklarından haberdar oldum. Onlardan sizin de
haberiniz olsun istedim. Belki patlamış mısır
tanelerinden biri de siz olursunuz.
Onlar, tek tekeri kırık bir araba, elbisesi biraz
eskimiş oyuncak bir bebek, bir torba patlamış
mısırla çıktılar yola. Tek ortak noktaları
anne olmaktı. Kimi zaman kendi çocuklarının
zamanından çaldılar, kimi zaman işe geç kalmayı
göze aldılar, bir saatlik öğle tatiline
sığdırıverdiler her şeyi.
‘Marifet doğurmak değil, anne olmak’ dediler.
Tüm çocukların akan burnunu silecek kadar yüce yürekli,
dertlerine çare arayacak kadar güçlü olmaktan bahsettiler. Ve bunu
başardılar da.
Sanal alemin gücü ile bir araya gelmiş, başlangıçta
tek ortak noktaları anne olmak, kendini anne hissetmek olan bir
grup koca yürekli kadından söz ediyorum.
Bir yılbaşı öncesi, çocuk yuvası ziyareti yapmak
geliverdi akıllarına. Bir çocuğu mutlu edebilecek,
hafızasına o günü kazıyacak her türlü detayı
düşündüler. Pastalar, süslemeler, hediyeler, palyaçolar.
Tıpkı kendi çocuklarını besler gibi tek tek
elleriyle beslediler bütün kuzuları. Sonra Hacettepe Üniversitesi
Pediatrik Onkoloji Bölümü’ndeki masum yavrulara, dertli ana
babalara uzandı elleri ve yürekleri... Saçları
dökülmüş, gün yüzleri solmuş, bir çift zeytin göze umut
verdi bakışları.
SİZ DE KATILABİLİRSİNİZ
Bir küçük torba patlamış mısır, rengi umut
dolu bir pembe balonla güldürdüler hiç gülmeyecek sanılan o
yüzleri. Sonra bu da yetmedi, daha neler yapabiliriz nerelere
uzanabiliriz diye düşünürlerken, SSK Çocuk Hastanesi’nde
buldular kendilerini. Patlatıp götürdükleri mısır
taneleri gibi arttı bir bir sayıları...
Her ziyarette yaptığı işten memnun, hasta
çocukların şansına isyan eden bir anne daha eklendi
aralarına. İçlerine, yüreklerine ağladılar
çoğu kez... Evlerine gidip şükürle sarıldıklarında
kendi çocuklarına dert ettikleri şeylerin anlamsızlığına
ağladılar. Hayat etraflarındaydı aslında,
sadece görmesini öğrendiler.
Kendi çocuklarının sıkılıp ya da
yıprandı diye ellerinin tersiyle ittiği
oyuncakların yarattığı mucizeyi gördüler.
Kurumuş bir şişe ojenin, kollarını
kaldırmaya hali olmayan süslü bir kuzunun
tırnaklarında canlandığını, onu hayata
bağladığını fark ettiler. Tüm bunları
yaparken, arkalarında ne bir kişi, ne bir kuruluş
vardı. Arkalarına aldıkları tek şey koca
yürekleri, ‘bugün daha fazla neler yapabiliriz?’
düşünceleriydi.
Şimdi, tüm aslan yürekli anneleri, annesiz çocuklara, bir kucak
hasta ve çaresize dayanacak bir omuz olmaya davet ediyorlar.
Eğer siz de minik bir kuzunun yüzündeki o umutsuzluğu umuda
döndürmek, ne işe yarar ki dediğiniz bir şeyle bir
yavruyu sevindirmek, hastane koridorlarındabekleyen ana babalara
sarılıp biz de anneyiz ‘her şey güzel
olacak’ demek istiyorsanız;
Patlamış mısır efsanesiyle başlayan, birer
mısır tanesi gibi sayıları artan annelerden,
kendinde anne yüreği taşıyanlardan biri olun,
yardımları takip edip, bir gülücük de siz ekleyin hayata.
Patlamış mısır gibi
Patlamış mısır efsanesiyle başlayan, birer
mısır tanesi gibi sayıları artan
Ankara’daki anneler, başka şehirlerde de
çoğalmak, çocukların yüzlerine birer gülücük eklemenin
peşindeler.
|